18/02/2024
Egelilerin ot sevdasını bilmeyen yoktur..Ege ye Bahar geldiğini biz bir kaç mesajdan anlarız..laleler, badem ağaçları ve papatyalar çiçek açar..o zaman tak sepeti koluna al eline çakıyı başla ot aramaya..Bundan 40yıl evvel ot toplamak bir şölendi Urla hanımları için..Sabah buluşulur dağ tepe dolaşılır kimisi sepete kimisi boçaya doldururdu kazdığı otları..3-4 saat sonra sokağa geri dönülür orada sokakta evin kaldırım taşına oturur başlarlardı otları temizlemeye..sen ne kazdın bak ben ne buldum muhabbetinin ardından sıra gelir otları yıkamaya.. Urla sokakları hala Arnavut taşı ile kaplıyken her sokakta memba suyu akan pınarlarda yıkarlardı onları..her yerden ot ve çiçek kokuları yükselirdi..binbir çeşit ot, laleler papatyalar, kadife çiçekleri, kekikler her yer rengarenk ve binbir aroma..tam bir şölendi..otlar temizlenirken nasıl pişirileceği, tarifler börek açma sözleri konuşulurdu..eski güzel mutlu günlerdi..o günlerde adı geçen ot çeşitleri çok ama çok daha fazlaydı..bugün bizim bulduğumuz ve adlarını bildiklerimizden bazıları orman iğneliği, sıralık(arapsaçı), deli kız saçı, gelincik, oğlan kolu, ebe gümeci, çoban düdüğü, hardal turpu, kuzu kulağı, kıllı kemale..ot toplamak ve onları yemeğe dönüştürmek gerçek bilgi birikimi ve sanat..umarız yeni nesile aktarabiliriz bu kadim bilgiyi..