08/07/2025
İnsanlar arası dialoglarda, GERÇEK genelde haksızdır,
BAHANE ise mütemâdiyen haklı!
Bundan yakınırız, ama kendimiz de bu düzene uyar aynı şeyleri bol bol yaparız.
Biz; dünyanın "yalan konuşmayı hayat edinmiş" tek yaratığıyız.
Bu dünyâda bizden gayrı hâyatının sermâyesini yalanla oluşturan başka yaratık yok!
Kurduğumuz sistemlerde, yalanı yakıt olarak kullanıyoruz.
Büyük iş, daha büyük yalanlar demek.
Çok arzulanan ilişki, yalan ihtiyacının artması demek.
En tartışmasız, kavgasız, gürültüsüz ilişkiler, her tarafın, bolca yalan söyleyip, birbirlerinin yalanlarını "görmezden gelmek becerisiyle" doğru orantılıdır.
Ve en büyük anlaşmazlıklar, yalanı kullanmak halindeki "çıkar çatışması" adlı kaygan zeminde oluşur.
Şimdi ben bunları yazıyorum ya, sanki tek yalancı benmişimde herkes doğrucuymuş gibi bir tavır görebilirim.
Ama inanmam!
Çünkü bilirimki, o doğrucu geçinenlerin oluşturduğu millet ve o milletin devleti bile işleri yalanlarla yürütmek zorundadır.
Üstelik, devlet büyüdükçe, ihtiyaç duyulan yalanlarında büyümesi kaçınılmazdır.
Devletler çıkarları için birbirlerine yalan konuşurlar.
Hatta onlardan ustaca yalanlar söylemesini de bekleriz.
O devletler arası yalan dünyada, başarılı bir yalancı olmasını beklediğimiz yönetimimizden,
BİZE hep doğruyu söylemesini isteriz.
Üstelik bunu, biz onlara bir sürü yalan söylediğimiz halde isteriz.
AAH AH...
Salatalık, ıspanak, kereviz olmak vardı bu dünyâda...
Sıfır yalan, sıfır çıkar, direkt cennet.
Gerçi, bunu bilip gördüğümüz halde, utanmadan onlara benzeyen insanları OT GİBİ diyerek aşağılarız.
Bunları kaktüslerimin bereberce, sulh içinde yaşadıkları serada, hepsinin beni duyacağı bir sesle söyledim.
Hep bir ağızdan;
"İnsan olmak sıkıntılı bir durum" dediler
📷 2025 Kozağaç Dağ Köyü
✍️ 2020 Gökçeler Köyü Kaktüs Serası
#кактус