12/10/2021
GÜL BABA
Sultan II. Bâyezid devriydi. Padisah, muhafız bölügüyle, Bogaz sahilinde bir gezintiye
çıkmıstı. Bogaz’ın mavi sularına bakarak ilerlerken, bir aralık burnuna çok güzel kokular
gelmeye basladı.
Yanındakilere, “Bu güzel kokular nereden geliyor?” diye sordu.
Pasalardan biri, su cevabı verdi: “Devletlû Padisahım, Istanbul’un fethi sırasında
yaralanan bir yigit gazi vardı. Ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyar... Bugün kendisine Gül Baba
denilmektedir. Agaçları, çiçekleri çok sever. Bütün bu gördügünüz yamaçları güllerle, türlü
türlü çiçeklerle donattı. Bu hos kokular, iste o zatın bahçesinden geliyor...”
Bu haber, Padisahın hosuna gitti: “Merhum babamın bu gazi askerini ziyaret etmek
isterim. Ayrıca, yasına ragmen yaptıgı bu faydalı ugrastan dolayı, kendisine ödül vermek iyi
olur,” dedi.
Padisah ve yanındakiler, Gül Baba’nın kaldıgı kulübeye dogru yürüdüler. Zaten kulübe de
birkaç yüz metre ilerde idi. Gül Baba onları ayakta karsıladı. Padisahla aralarında su
konusma geçti:
– Savasta bastıgı yeri sarsan, barısta oturdugu yeri gül bahçesine çeviren yigit asker sen
misin?
– Siz öyle diyorsanız, öyledir Sultanım. Sizin iltifatınıza ermek benim için büyük bir
sereftir.
Bu konusmadan sonra, Padisah atından inip kulübeye girdi. Gül Baba’nın utana sıkıla
gösterdigi eskice bir minderin üzerine bagdas kurup oturdu. Bir müddet dinlendi. Gül
Baba’nın sundugu serbeti içtikten sonra, ona söyle dedi: “Dilersen seni saraya alayım, artık
çalısmayı bırak, yaslılık dönemini dinlenerek geçir...”
Padisahın bu önerisine, Gül Baba su cevabı verdi:
– Sag olun Sultanım, ben burada oturmak; yine güllerle, çiçeklerle, agaçlarla ugrasmak
isterim. Bu ugras benim için zahmet degil, büyük bir zevktir. Ama ille de bana bir iyilik
yapmak istiyorsanız, su kulübenin bulundugu yere, hayrı bana ait olmak üzere bir okul
yaptırın. Ülkenin çocukları okusun; vatanına, milletine faydalı insanlar olarak yetissin. Benim
de amel defterime devamlı nurlar yagsın, sevaplar yazılsın.
Padisah, Gül Baba’nın bu sözlerinden çok duygulandı. Onun bu yastaki çalısma azmi ve
gayreti, hiçbir maddi çıkar gözetmeyen içten hali çok hosuna gitmisti: “Gönlün rahat olsun,
Gül Baba, dedi. Dilegin en kısa zamanda yerine getirilecektir.”
Padisah sözünü tuttu. Gül Baba’nın kulübesinin bulundugu yere büyük bir bina yapıldı. O
günden itibaren bu bina, sırayla okul, hastane ve saray olarak kullanıldı. Nihayet 1868’de
tekrar okul haline getirildi. Cumhuriyet döneminde de adı Galatasaray Lisesi olarak
degistirildi. Gül Baba’nın kabri de okulun yanı basındadır.