28/03/2026
Alıntıdır ...
Cumhurbaşkanlığı dolmabahçe çalışma ofisi'nde, dünyanın en büyük varlık yöneticisi blackrock'un ceo'su ve dünya ekonomik forumu'nun yeni başkanı laurence d. fink, erdoğan ile basına kapalı bir görüşme gerçekleştirdi. masada mehmet şimşek, alparslan bayraktar, wef üst düzey yöneticisi alois zwinggi var. ama olay bundan çok daha büyük. aynı gün dolmabahçe'de "wef türkiye ülke stratejisi toplantısı" düzenlendi. 16 ülkeden, toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan 23 uluslararası yatırımcı katıldı. cevdet yılmaz, hakan fidan, merkez bankası başkanı fatih karahan, nihat zeybekci dahil türkiye'nin ekonomi yönetiminin tamamı tek bir masadaydı.
şimdi bu görüşmenin neden bu kadar önemli olduğunu katman katman açıklayayım. çünkü bu sıradan bir "cumhurbaşkanı birini kabul etti" haberi değil. bu, jeopolitik tektonik plakalarının birbirine sürtündüğü bir anda, dünyanın en büyük sermayedarının ankara'ya (daha doğrusu istanbul'a) gelmesi.
1. larry fink kim ve blackrock ne?
larry fink, blackrock'un kurucusu ve ceo'su. blackrock yaklaşık 14 trilyon dolar varlık yönetiyor. bu rakamı somutlaştırayım: türkiye'nin yıllık milli geliri 1,5 trilyon dolar civarında. yani blackrock, türkiye ekonomisinin yaklaşık 9 katı büyüklüğünde bir para havuzunu yönetiyor. dünyanın en büyük varlık yöneticisi. apple'ın, microsoft'un, amazon'un en büyük hissedarlarından biri. s&p 500'deki neredeyse her şirketin ilk üç ortağından biri. bazı çevrelerde "gölge hükümet", bazılarında "kapitalizmin merkez bankası" diye anılır. abartı mı? belki. ama 14 trilyon doları yöneten bir adamın masaya oturması, herhangi bir ceo'nun masaya oturmasıyla aynı şey değil.
üstüne üstlük fink, ocak 2025'te klaus schwab'ın ayrılmasının ardından dünya ekonomik forumu'nun (wef) eş başkanı oldu. yani adam artık sadece dünyanın en büyük parasını yönetmiyor, aynı zamanda davos'u da yönetiyor. bu iki şapkayı aynı anda taşıyan bir figürün dolmabahçe'ye gelmesi, salt bir "yatırım görüşmesi" değil. bu, küresel sermayenin türkiye'ye bakışının resmi bir ifadesi.
2. zamanlama: neden tam şimdi?
bu sorunun cevabı tek kelimeyle: hürmüz.
28 şubat 2026'da abd ve israil, iran'a ortak askeri operasyon başlattı. ali hamaney öldürüldü. iran'ın cevabı sert oldu: devrim muhafızları 4 mart'ta hürmüz boğazı'nı fiilen kapattı. dünya petrol arzının %20'sinin geçtiği bu boğaz tıkandığında, brent petrol fiyatı önce 80, sonra 100, zirve noktasında 126 dolara fırladı. uluslararası enerji ajansı bunu "tarihin en büyük enerji arz kesintisi" olarak tanımladı. 1973 petrol krizinden bu yana görülmemiş bir şey.
irak, dünyanın en büyük ikinci opec üreticisi, günlük 3,5 milyon varil ihraç ediyordu. bunun neredeyse tamamı basra üzerinden hürmüz'den geçiyordu. boğaz kapanınca irak'ın üretimi 1,4 milyon varile düştü. ve tam burada türkiye devreye girdi.
kerkük-ceyhan petrol boru hattı. 1976'dan beri var olan, 970 km uzunluğundaki bu hat, 2014'te ışid saldırıları yüzünden büyük ölçüde devre dışı kalmıştı. eylül 2025'te bağdat ile kürt bölgesel yönetimi arasında anlaşma sağlanmış, hat yeniden açılmıştı. ama iran savaşı patlayınca bu hat bir anda stratejik öneminin zirvesine çıktı. 18 mart'ta irak, ceyhan üzerinden günlük 250.000 varil ihracata başladı.
ve enerji bakanı alparslan bayraktar (yani fink ile aynı masada oturan adam), ntv'de açıkça şunu söyledi: "bu boru hattını kerkük'ten basra'ya kadar uzatmayı teklif ettik. irak'ın günlük 3 milyon varillik ihracatının yaklaşık 1,5 milyon varili, yani yarısı, bu hat üzerinden akdeniz'e ulaşabilir."
yani türkiye, hürmüz krizi ortasında kendini küresel enerji ticaretinin alternatif koridoru olarak konumlandırıyor. ve larry fink tam bu konumlandırmanın yapıldığı hafta geliyor.
3. fink'in kendi ajandası
fink'in bu ziyareti sadece türkiye'ye iltifat değil. adamın kendi stratejik hesapları var.
birincisi: fink, bu yılki yatırımcı mektubunda açıkça "öz yeterlilik pahalıdır" dedi. tedarik zincirlerinin yeniden yerelleştirilmesi, enerji altyapısı, yapay zeka veri merkezleri, savunma harcamaları... bunların hepsinin devasa yatırım gerektirdiğini ve devletlerin tek başına karşılayamayacağını söyledi. çözüm? özel sermaye. yani blackrock gibi şirketler.
ikincisi: blackrock, ocak 2026'da bloomberg'e göre frontier investment trust fonunda türk hisse senetlerini en büyük pozisyonlardan biri haline getirdi. bir yıl önce türkiye'de neredeyse sıfır pozisyonları varken. fon yöneticileri samuel vecht ve emily fletcher, yavaşlayan enflasyon ve faiz indirimlerinin türk borsasında dönüşün sinyallerini verdiğini söyledi.
üçüncüsü: fink, davos 2026'da wef'in "elitlerin buluşması" algısını kırmak istediğini, forumu "dünyanın gerçekten inşa edildiği yerlere" taşımak istediğini söyledi. detroit, dublin, jakarta, buenos aires saydı. şimdi istanbul'a da geldi. bu, wef'in yeni stratejisinin bir parçası: gelişmekte olan piyasalarda fiziksel varlık göstermek.
4. türkiye'nin eli ne kadar güçlü?
rakamlarla bakalım:
milli gelir: 1,54 trilyon dolar (2025 q3 itibarıyla rekor)
enflasyon: %75'ten (mayıs 2024) %31'e düştü (kasım 2025)
doğrudan yabancı yatırım: 2025'in ilk 10 ayında %35 artışla 11,6 milyar dolar
ihracat: aralık 2025'te aylık 26,4 milyar dolar (tüm zamanların rekoru)
cds primi: 204 baz puana düştü (2018'den beri en düşük)
21 çeyrek üst üste kesintisiz büyüme
bunlar iyi rakamlar. ama madalyonun öbür yüzü de var. enflasyon hâlâ %30 civarında. lira, 2025 başında dolara karşı 35 seviyesindeyken yıl sonunda 42-43'e düştü. hürmüz krizi nedeniyle enerji maliyetleri patladı: petrolde her 1 dolarlık artış türkiye'ye 400 milyon dolar ek yük bindiriyor. fiyatlar 60'tan 100'e çıktığında bu 16 milyar dolarlık ek fatura demek. bayraktar'ın verdiği rakam: 2026 için enerji sübvansiyonları 305 milyar tl olarak planlanmıştı, kriz yıl sonuna kadar sürerse bu 925 milyar tl'ye çıkabilir.
yani türkiye'nin eli, "güçlü ama kırılgan" kategorisinde. reform süreci olumlu, ama hürmüz krizi tüm dengeleri sarsabilecek potansiyelde. ve belki de tam bu yüzden fink geldi: kriz dönemleri, büyük sermaye için fırsat dönemleridir.
5. peki fink ne istiyor?
blackrock hayır kurumu değil. 14 trilyon doları yöneten bir şirket, bir ülkeye sevgisinden gelmez. ne isteyebilir?
enerji altyapısı: kerkük-ceyhan hattının genişletilmesi, türkiye'nin lng terminalleri, katar gazının alternatif güzergahı... bunların hepsi devasa altyapı yatırımları. blackrock, dünyanın en büyük altyapı yatırımcılarından biri. 2025'te özel kredi alanında 20 milyar dolar net giriş gördüler. altyapı, onların ana oyun alanı.
özelleştirme ve kamu-özel ortaklıkları: türkiye'de enerji, ulaşım, sağlık alanlarında kamu-özel işbirlikleri yapılıyor. blackrock bu modellere doğrudan yatırım yapabilir. özellikle enerji dağıtım şirketleri, liman işletmeleri, havalimanları gibi "düzenli nakit akışı" olan varlıklar blackrock'un tam aradığı şey.
sermaye piyasası derinleşmesi: fink, mektubunda açıkça "daha fazla insanın sermaye piyasalarına erişmesi" gerektiğini söyledi. türkiye'de bireysel yatırımcı sayısı son yıllarda patladı ama piyasa hâlâ sığ. blackrock, ishares türkiye etf'i (tur) ile zaten burada. daha fazla ürün, daha fazla etf, daha fazla erişim isteyeceklerdir.
jeopolitik hedge: türkiye, nato üyesi ama rusya ile de konuşabilen, ortadoğu'da arabulucu rolü üstlenen, hem avrupa'ya hem asya'ya köprü olan bir ülke. hürmüz krizi, bu köprü konumunu on kat daha değerli hale getirdi. blackrock gibi küresel yatırımcılar için türkiye, "her senaryoda bir ayağının olması gereken" yer.
6. sıradan vatandaş için ne anlama geliyor?
burada biraz acı gerçekçilik yapalım. blackrock'un gelmesi, yarın market fiyatlarının düşeceği ya da tl'nin değerleneceği anlamına gelmiyor. bu tür toplantılar orta ve uzun vadeli sinyal niteliğinde.
olumlu senaryo: büyük sermaye türkiye'ye güven duyarsa, cds primi düşer, borçlanma maliyeti azalır, doğrudan yatırım artar, istihdam oluşur. enerji koridoru projesi hayata geçerse türkiye transit gelirleriyle ciddi döviz kazanır. bu, enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırır.
olumsuz senaryo: büyük sermaye geldiğinde karşılığında bir şeyler ister. daha fazla özelleştirme, daha az düzenleme, daha fazla piyasa serbestliği. bu da gelir eşitsizliğini derinleştirebilir. fink'in kendi sözleriyle: "yapay zekanın servet eşitsizliğini artırması riski var, eğer sahiplik genişlemezse." adam sorunu görüyor ama çözümü de "daha fazla insanın sermaye piyasalarına girmesi" olarak tanımlıyor. yani çözüm yine sermayenin kendi içinde.
7. büyük resim
son 30 günde olanları bir düşünün: iran'a saldırı, hamaney'in ölümü, hürmüz'ün kapanması, petrolün 126 dolara çıkması, küresel enerji krizinin tarihin en büyüğü ilan edilmesi, irak'ın ceyhan hattını acil olarak yeniden açması, türkiye'nin basra'ya hat uzatma teklifi, ve şimdi dünyanın en büyük sermayedarının dolmabahçe'ye gelip ekonomi yönetiminin tamamıyla masaya oturması.
bunların hepsini bir arada okuduğunuzda, türkiye'nin jeopolitik konumunun son 20 yılın en kritik noktasında olduğunu görüyorsunuz. enerji koridoru, sermaye çekim merkezi, nato'nun güneydoğu kanadı, ortadoğu'nun arabulucusu... bu rollerin hepsini aynı anda oynamaya çalışan bir ülke.
fink'in gelişi, bu rollerin küresel sermaye tarafından ciddiye alındığının kanıtı. ama ciddiye alınmak ile bundan fayda görmek arasında çok ince bir çizgi var. çünkü tarih boyunca büyük sermayenin "ilgi gösterdiği" ülkeler, bu ilginin bedelini de ödemiştir.
sonuç olarak: bu görüşme, türkiye'nin geleceğinin büyük ölçüde bu tür masalarda şekillendiğinin en net göstergesi. mesele, masaya oturanların türkiye'nin lehine mi yoksa sadece kendi portföylerinin lehine mi kararlar alacağı.