03/07/2019
Marilyn'in Malikanesi
Bodrum katlarını severim.
Orada rutubet, her mevsimde farklı desenler çizer duvarlara.
Ölümüne sevdiğimiz kızların, erkeklerin portrelerini çizer.
Yüzlerine manalar verir, yüzlerinden manalar alır.
Kah sevecen, kah hırçın gölgeler bırakır gözaltlarına.
Dulcinia!
Bu evde seninle kaç kere seviştik?!
Halıya döktüğün kırmızı şarap,
kapının önünde düşürüp kırdığın yumurta,
çarşaftaki regl kanın,
tuvaletteki lavaboda tel tel saçların,
dış fırçanın üzerindeki kurumuş macun,
son tartışmamızda içtiğin sigaraların izmaritlerinin dolu olduğu tabla, HEPSİ, hepsi duruyor bu evde Dulcinia!
Yeşil rimel sürerdin kirpiklerine sevgilim!
-‘Ağaçların arasından bakıyorum böyle..’ derdin.
İnanırdım.
Sana inanmak zorundaydım Dulcinia!
Ancak öyle hayatta kalabilirdim.
Hayatım, avuçlarımdan avuçlarına damlardı.
Yalan söylerdin. Hiç de beyaz olmayan, keskin yalanlar!
Şiirsel yalanlar yani..
Savruk..
Sırf, ümitlenebileyim diye.. Üzülmeyeyim diye..
Ben, yalanlarına inanabildiğim için sevdim seni Dulcinia!
Makyaj çantandaki pudra kutusunda taşırdın eroini.
Süslenir gibi kullanırdın onu.
Artık yoksun Dulcinia!
Bu yokluk, hiçbir varlığın karşılığı değil!
Yalnızca akıl almaz bir boşluk, bir tat eksikliği, bir ses kopukluğu..
Kör doğmak değil, sonradan kör olmak gibi bir yokluk!
Kaydedilmemiş o kadar çok anı var ki..
Seninle birlikte geçen her saniyemi hatırlamaya çalışsam da..
Kaydedilmemiş o kadar çok an var ki..
Koşarcasına yaşanılan temaslar, özünü kaybetmiş işte!
Kıymetini bilememek..
Evet, BU!
Ve atladığımız, mektuplarımıza katmadığımız,
çıplak vücutlarımıza süremediğimiz,
BÜYÜK KABAHAT!
Artık yoksun Dulcinia!
Sorunlu Piçler Kulübü'nün Değerli Üyeleri!
Annenizi mi daha çok seversiniz, babanızı mı?!
Cehennemi mi daha çok seversiniz, cenneti mi?!
Bu gece, gökyüzü söner mi?!
Dulcinia!
Pudra kutusunun aynasındaki güzel kız!
Taşındığın masal, çocuklara anlatılır mı?!
küçük iskender