08/03/2026
Göç, yalnızca bir yerden bir yere gitmek değildi; hayatı, evi ve ocağı sırtında taşımaktı. Emeredin’in o dik, geçit vermez yokuşlarında devesinin yularını tutarken heybesinde bebeği, elinde kirmanı, zihninde ise kurulacak yeni yurdun planı...
Yörüklerde kadın yalnızca yol arkadaşı değil, obanın düzenini kuran, yuvayı var eden, üretimin ve hayatın merkezinde duran kişiydi. Çadırın kurulmasından ocağın yanmasına, dokunan kilimlerden yapılan yoğurda kadar yaşamın her alanında onun emeği vardı. Göç yolunda da, konak yerinde de hayat onun ellerinde şekillenirdi.
“Yoruldum” demeden rüzgâra karşı yürürken, attığı her adımda toprağa kendi ayak izini bıraktı. Sessiz ama devasa bir yürüyüş... Kadının elinin değdiği her yeri yuvaya dönüştüren o güçlü iradenin, kuşaklar boyunca süren sesiydi...
Honamlı Yörüklerinin Emeredin belini aşarak yaptığı son göç, 76 yıl önce, 1950’de gerçekleşti. O göçe tanıklık eden Fatma TOŞUR anlatıyor...
Müzik:Boğaz Havası (feat. Emre Dayıoğlu) · Deniz YILDIZ · Emre Dayıoğlu
Antalya'nın Evrensel Tınıları