02/04/2023
KINANIN TARİHİ
Hazırlayan: Bilhan Akkaya
Kınanın ilk olarak nasıl bulunduğu veya nerede kullanıldığı ile ilgili çeşitli iddialar bulunmaktadır. En güçlü iddiaya göre kınanın kökeni; parfüm ve saç boyasının ilk olarak kullanılmış olduğu Batı Akdeniz
(Mısır, İsrail / Filistin, Suriye, Türkiye) kıyılarıdır. Buradan; Kuzey Afrika'ya yayılmıştır.
Kınanın; Antik dünyada vücut sanatı olarak uygulanması ile ilgili elimizde çok fazla bir veri bulunmamaktadır. Fakat saç ve vücut; bazı bölgelerde kına ile sıkça boyanmıştır.
İslam'ın yükselişi ile kına; erkeklerin saç ve sakallarının boyanması için kullanılmaya başlanmıştır. Vücudun kınayla süslenmesi; o dönemde kadınlara yakıştırılan bir durumdur. İslam kaynaklarına göre kınayı; Arap Yarımadası'nda, ilk olarak Yahudi ve putperestler kullanmıştır. Kına; neşe ve kutlamalar ile ilişkilendirilmiştir. Peygamber ve ailesi tarafından kullanılan kına; sünnetin bir parçası haline gelmiştir.
Bundan sonra kına; İber Yarımadası (Endülüs) / Kuzey Afrika ve İran'da kültürel estetiğin önemli bir parçası haline gelmiştir.
Özellikle Kahire Genizası belgeleri sayesinde biliyoruz ki kınanın; Orta Çağ Akdeniz ekonomisinde önemli bir yeri vardır. Kına ağacı; çoğunlukla Kuzey Afrika'da ve özel olarak Tunus'ta yetiştirilmiştir. Bu dönemde Sicilya ve İspanya'da da kına tarlaları bulunmaktadır. Yunanistan, Mısır, Fransa, Güney İtalya ve komple Akdeniz kıyılarına kına; buradan sevkedilmektedir.
Kına; saç ve vücut boyası vb. olarak Hıristiyan, Müslüman ve Yahudiler tarafından kullanılmıştır.
Arap, Endülüs ve İbrani şiirinde; güzel fakat acımasız sevgilinin bir özelliği olarak görülmüştür. Kınalı (kırmızı) parmak uçları; metaforik olarak, soğuk tavırları ile öldürdükleri sevgililerinin kanını temsil etmektedir. Kuzey Afrika ve İber Yarımadası'nda kına sanatçıları bulunmaktadır.
Kına muhtemelen Orta Asya'ya İslami fetihler ile gitmiştir. Bu bölgede en eski kına kaydı; 10. yüzyıl Fars şiirindedir. 12. yüzyıldan itibaren İran sanatında; seramik, çini ve özellikle minyatür illüstrasyon örneklerinde kınayı görmekteyiz.
17 ve 18. yüzyıl arasında Avrupalı gezginler; kurutulmuş kına yapraklarını bir havanda öğütüp; su, limon veya nar suyu ile karıştırıp cilde veya tırnaklara uygulamıştır. Geceden uygulanıp sabah yıkanarak, tortu uygulandığı alandan ayrılmıştır. Geriye renk kalmıştır. Kına tasarımları büyük ihtimalle bir fırça veya sopa ile yapılmıştır.
Hindistan'da bilinen en eski kına kaydı; 16. yüzyılın başları, Babür dönemine tarihlenmektedir. 1620 ile 1630 yılları arasındaki kraliyet düğünlerinde kına kullanılmıştır.