SARA Distribution

SARA Distribution Kurdish Book Bank - SARA

The book "The Kurds and Kurdistan," published by the British Military Records Office in 1908 under number 598, consists ...
03/05/2026

The book "The Kurds and Kurdistan," published by the British Military Records Office in 1908 under number 598, consists of fifty pages.
It is divided into eight sections:
Section One: Kurdistan and the Kurds
Section Two: Kurdistan and its Borders
Southern Kurdistan
Northern Kurdistan
Section Three:
Kurdish Tribes
Kurds in Tur Abdin, Nusaybin, Van, and Upper Kurdistan
Section Four: Kurdish Tribes Outside Kurdistan
The report states the following about the geography of Kurdistan:
Kurdistan encompasses a vast area of ​​mountainous land bordering the fertile plains of the Tigris and Euphrates rivers to the north, stretching from Aleppo to Lake Urmia, and to the east from Lake Urmia across the Persian border at Mandali to Pisht-e Kuh. On the inner side of this semicircle, the state's borders almost always coincide with the margins of the low plains and the skirts of the mountain ranges. It could be argued that the Kurds control all the lands bordered by the plains to the south, stretching from Birecik, its westernmost point, northward beyond Malatya to Erzincan. From there, the border runs along a clearly defined line to the Aras River near Ararat, and from there follows a southward course, passing Lake Van to the northwestern corner of Lake Urmia. It then runs along the western shores of the lake, through Mandab to Khorsabad, and from there to Kermanshah. Finally, it curves eastward and strikes the Tigris plain at Mandali, on the Persian border, 90 miles east-northeast of Baghdad.

https://saradistribution.com/granbuha.htm

Adnan Firat Bayar/ Kürdlerin Kökeni. ve Kürdlerin Antik Tarihi
23/04/2026

Adnan Firat Bayar/ Kürdlerin Kökeni. ve Kürdlerin Antik Tarihi

En skatt som gått förlorat pga de förrädiska kurdiska ledarna1987-2024
03/04/2026

En skatt som gått förlorat pga de förrädiska kurdiska ledarna
1987-2024

KÜRD ENTELLİJENSİYASI - BOĞDURULAN VE BASTIRILAN BİR ULUSAL POTANSİYEL— Ortadoğu’da, ileri İsrail toplumu da dahil olmak...
08/03/2026

KÜRD ENTELLİJENSİYASI - BOĞDURULAN VE BASTIRILAN BİR ULUSAL POTANSİYEL
— Ortadoğu’da, ileri İsrail toplumu da dahil olmak üzere, kürd toplumunun sahip olduğu düşünce insanlarının (entelijansiyanın) varlığı, sayısı, yoğunluğu ve kalitesi kadar hiçbir Ortadoğu toplumunda rastlanan böylesi bir büyük düşünsel zenginlik ve servet yoktur.

Ne yazık ki bu büyük kürd ulusal ve toplumsal potansiyel, en başta Xaîn Xapo Hareketi tarafından – bizzat kendisinin mahkemelerde ifade ettiği gibi – 17 bini bilinçli biçimde tasfiye edilerek ortadan kaldırıldı. Büyük bir diğer kesimi ise işgalci islamo-faşist türk, arab ve fars terör devletleri tarafından zindanlarda ve işkencelerde katledilerek yok edildi.

Ancak buna rağmen kürd toplumunda hala yaşayan; ilerici ve isabetli düşünceleriyle ilham kaynağı olan ve gurur veren büyük bir kesim kürd düşünür, akademisyen, bilim insanı, yurtsever-ilerici aydın, yazar, sanatçı ve gazeteci vardır. Hepsine şükran borçluyuz, hepsiyle gurur duyuyoruz.

Fakat bu büyük düşünsel potansiyele, zenginliğe rağmen kürdlerin hala işgal ve sömürgeciliğin köleliğinden kurtulamamalarının temel olarak tek bir sebebi vardır: Bu büyük kürd düşünsel servetinin ortaya koyduğu fikirlerin pratikte hayat bulmasını engelleyen işbirlikçi, totaliter, islamcı, tutucu, feodal, bireyci, aileci, aşiretçi ve hizipçi hain kürd liderlerdir.

Bu hain kürd liderler, bu zengin düşünsel yol göstericiliğin kürd ulusunun ve toplumunun kurtuluşunu, özgürlüğünü ve ilerlemesini bilinçli olarak engellemektedir. Çünkü Kürdistan’ın dört parçasındaki bütün kürd liderler, Kürdistan’ı işgal eden dört devletin çıkarlarına hizmet eden işbirlikçi yapılara dönüşmüştür. İstisnalar ise ne yazık ki çok azdır.

Yakında bu kısa yazıyı daha geniş ve daha kapsamlı bir çalışmaya dönüştürerek, yakın kürd tarihindeki ve günümüzdeki bu kürdi düşünsel zenginliği tek tek ele alacak; isimleri ve kısa biyografik bilgiler eşliğinde sunmaya çalışacağız.

Tarih boyunca birçok ulusun kaderini belirleyen şey yalnızca silahların gücü değil, aynı zamanda düşüncenin gücü olmuştur. Bir toplumun entelijansiyası, o toplumun yalnızca kültürel değil aynı zamanda politik ve tarihsel yönünü de belirleyen en önemli güçlerden biridir. Düşünce insanları toplumların pusulasıdır; onların fikirleri, halkın önünde açılan yolların haritasını çizer.

Rus edebiyatında Maksim Gorki’nin “Ana” romanındaki Pavel karakteri, işte bu türden bir düşünsel öncülüğün sembollerinden biridir. Pavel yalnızca bir roman kahramanı değildir; o aynı zamanda bir çağın aydın tipinin temsilidir. Baskı altındaki bir toplumda bile düşüncenin nasıl bir direniş biçimi olabileceğini gösteren bu karakter, fikirlerin toplumsal dönüşümde oynadığı rolü çarpıcı biçimde ortaya koyar.

Benzer şekilde Avrupa’nın aydınlanma döneminde ortaya çıkan düşünürler de yalnızca akademik kişiler değildi. Voltaire, Rousseau ya da Diderot gibi isimler, fikirleriyle bütün bir kıtanın siyasal ve toplumsal yapısını dönüştürdüler. Onların yazdıkları kitaplar, sarayların ve tahtların kaderini değiştirecek kadar güçlüydü.

Amerikan bağımsızlık hareketinde de düşünce insanlarının rolü belirleyici olmuştur. Thomas Paine’in yazıları ya da Jefferson’ın kaleme aldığı metinler yalnızca politik belgeler değil, aynı zamanda bir ulusun zihinsel temelini oluşturan düşünsel manifestolardı. Bir halk önce zihinsel olarak özgürleşmeden politik olarak özgürleşemez.

Hint bağımsızlık hareketinde de benzer bir durum görülür. Gandhi’nin düşünceleri yalnızca bir siyasi strateji değil, aynı zamanda bir etik ve felsefi duruştu. Bir ulusun özgürlüğe doğru yürüyüşünde fikirlerin nasıl bir rehber olabileceğini tüm dünyaya gösterdi.

Afrika’da Frantz Fanon gibi düşünürler sömürgeciliğe karşı yalnızca silahlı mücadele değil, aynı zamanda zihinsel bir kurtuluş çağrısı yaptılar. Fanon’un yazıları, sömürgeciliğin yalnızca toprakları değil zihinleri de esir aldığını ortaya koyuyordu. Bu nedenle gerçek özgürlük, düşünsel bağımsızlıkla başlar.

Latin Amerika’da José Martí gibi düşünürler de ulusal kurtuluşun yalnızca politik değil aynı zamanda kültürel bir mücadele olduğunu vurguladılar. Martí, kalemiyle bir ulusun ruhunu şekillendiren düşünürlerden biri oldu. Bu tür aydınlar, halkların hafızasında yalnızca yazar olarak değil, aynı zamanda yol gösterici figürler olarak yer eder.

Tarih bize defalarca göstermiştir ki bir ulusun entelijansiyası susturulduğunda, o toplum yalnızca düşünsel olarak değil, aynı zamanda politik olarak da felç olur. Çünkü fikirlerin olmadığı yerde strateji olmaz, stratejinin olmadığı yerde ise özgürlük mücadelesi yönünü kaybeder.

Bu nedenle feodal, despot, baskıcı diktatörler ve rejimler her zaman ilk olarak düşünürleri, aydınları, yazarları, gazetecileri ve akademisyenleri hedef almıştır. Zindanların, sürgünlerin ve sansürün asıl amacı yalnızca bireyleri cezalandırmak değil, toplumun düşünsel damarını kesmektir.

Kürd toplumunun tarihine bakıldığında da benzer bir tablo görülür. Kürd entelijansiyası, uzun yıllar boyunca hem işgalci devletlerin baskısına hem de kendi içindeki TOTALİTER-İSLAMİST-FEODAL siyasi kurumlar tarafından uygulanan tasfiyelere maruz kalmıştır. Bu durum, bir halkın düşünsel gelişimini bilinçli biçimde boğmaya yönelik bir süreçtir.

Bununla birlikte kürd toplumunun içinden çıkan sayısız düşünür, sanatçı ve akademisyen bütün bu baskılara rağmen üretmeye devam etmiştir. Onların yazıları, araştırmaları ve sanat eserleri yalnızca kültürel ürünler değil, aynı zamanda bir ulusun hafızasını ve kimliğini koruyan düşünsel kalelerdir.

Ne var ki bu büyük düşünsel zenginlik çoğu zaman toplumsal ve siyasal düzeyde karşılığını bulamamıştır. Bunun nedeni yalnızca dış baskılar değil, aynı zamanda iç politik yapıların yarattığı engellerdir. Bir ulusun düşünsel potansiyeli, onu hayata geçirecek siyasi irade olmadığında etkisiz kalabilir.

Kürd toplumunda da bu trajik durum sık sık yaşanmıştır. Bir yanda son derece üretken ve yaratıcı bir entelijansiya bulunurken, diğer yanda bu düşünsel enerjiyi toplumsal bir programa dönüştüremeyen politik liderler ve siyasi yapılar ortaya çıkmıştır.

Daha da vahimi, kürd liderliklerinin bu düşünsel potansiyeli desteklemek yerine bastırmayı tercih etmiş olmalarıdır. Totaliter eğilimler, kişisel iktidar hırsı ve dar hizipçi çıkarlar, birçok düşünürün ya susturulmasına ya da sistemin dışına itilmesine yol açmıştır.

Totaliter, islamist, feodal ve aşiretçi siyasal yapıların hakim olduğu ortamlarda özgür düşünce çoğu zaman tehdit olarak görülür. Çünkü özgür düşünce, sorgulamayı ve hesap sormayı beraberinde getirir. Bu da otoriter liderliklerin en çok korktuğu şeylerden biridir.

Bu nedenle bütün kürd liderlikleri düşünürleri ve aydınları desteklemek yerine onları marjinalleştirmeyi, hatta karalamayı ve kötülemeyi, tecrit etmeyi tercih etmiştir. Feodal, aşiretçi, aileci ve dar hizipçi çıkarların belirlediği politik ortamlar, toplumun en yaratıcı beyinlerinin etkisizleşmesine neden olmuştur.

Oysa tarih bize göstermektedir ki gerçek liderlik, düşünceyi bastıran değil onu besleyen liderliktir. Bir ulusun entelijansiyası ne kadar güçlü olursa, o toplumun geleceği de o kadar güçlü olur.

Kürd toplumunun sahip olduğu büyük düşünsel miras, bütün baskılara rağmen hala varlığını sürdürmektedir. Bu miras, yalnızca geçmişin bir hatırası değil, aynı zamanda geleceğin inşası için bir umut kaynağıdır.

Bu nedenle kürd entelijansiyasının tarihini yazmak yalnızca akademik bir çalışma değildir. Aynı zamanda bir ulusun düşünsel direnişinin tarihini yazmak anlamına gelir.

Ve bu tarih yazıldıkça, bastırılmaya çalışılan fikirlerin aslında yok edilemediği; yalnızca bir süreliğine sessizliğe zorlandığı daha açık biçimde görülecektir. Çünkü fikirlerin gerçek gücü, onları savunan insanların sayısından değil, taşıdıkları hakikatten gelir.

Kısa ve öz: Bir halk önce zihinsel olarak özgürleşmeden politik olarak özgürleşemez.

Goran Candan

Aşağıdaki linkte, onyıllardır derlediğimiz kürd yazarların bir kısmının adlarını, kısa biyografik bilgilerini ve fotoğraflarını içeren bir liste sunulmaktadır.

-- Size çağrımız şudur: Onyıllardır bu bilgileri derleyen, koruyan ve dünyaya yayan SARA Distribution sitesine sahip çıkın! Ne yazık ki bunun yapılmadığını biliyoruz ve artan yıllık masraflar nedeniyle sitenin yakında kapanma ihtimali oldukça yüksek görünmektedir. 27 yıldır bütün masrafları biz karşılıyoruz. Sıra çoktan size gelmiştir:
https://www.saradistribution.com/donations.htm

KURDISH AUTHORS:
https://www.saradistribution.com/kurdiskaforfattare.htm

Abasyan, Tharê EmerAhmad, Kamal MazharAkkurt, NizamettinAkat, Nezîr Ali, Muhammad KurdAlê Hesen (Hasan Akbal)Alakom, RohatAlasor, RonîAloian, ZurabAmêdî, Sadiq BehaedînAnter, Musa Anqosî, KeremêArif, EhmedAdsay, FahriyeAsgerov, Hajar ShamilovAwnî, Mihemed Ali Ari, Arjen AliBakhtiarAAyhan, ...

Die Gartenlaube (1855)Kürdlerle ilgili bu ve benzeri resimleri kürd medyasına İLK gösteren, ilk kürd internet sitesi (19...
18/09/2025

Die Gartenlaube (1855)

Kürdlerle ilgili bu ve benzeri resimleri kürd medyasına İLK gösteren, ilk kürd internet sitesi (1998) olan, dil, tarih,edebiyat, toplum ve kültür portalı, SARA Distribution sitesi'dir:
http://www.saradistribution.com

Die Gartenlaube dergisinin 1855 yılına ait 36. sayısının ilgili sayfasında kürdlerle ilgili yaymlanan ilgili resim ve metin:

“Kürdler en cesur, en yiğit, en güzel ve en maharetli şövalye ve haydutlar olarak ünlüdür. Mızrak ve kalkan kuşanmış, at üzerinde silahlı bir kürdün görünüşü — sıkı, esnek bedenleri, keskin hatlı yüzleri ve siyah, keskin, ateşli gözleriyle hafif ayaklı atıyla oynar halde — bugün bile Walter Scott’ın sarazen savaşçının ideali olarak tasvir ettiği büyük Selahaddin’e benzer.”

Kaynak ve erişim: orijinal metin Die Gartenlaube (1855) sayfalarında yer alıyor;

„Die Kurden sind berühmt als die tollkühnsten, tapfersten, schönsten, geschicktesten Ritter und Räuber. Die Erscheinung eines bewaffneten Kurden zu Pferde mit Lanze und Schild, mit seinen straffen, elastischen Gliedern, dem scharfgeschnittenen Kopfe und den schwarzen, scharfen, feurigen Augen, mit seinem leichtfüßigen Rosse spielend, gleicht noch heute dem großen Saladin in der Wüste, wie ihn Walter Scott als Ideal sarazenischer Krieger schilderte.“.

MAGAZINE ARTICLES ABOUT
KURDS & KURDISTAN

MAGAZINE ARTICLES ABOUT
KURDS & KURDISTAN
https://saradistribution.com/magazinesonkurdistan.htm

Die Gartenlaube 1855, Sayfa 313:
https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/3/34/Die_Gartenlaube_%281855%29_b_471.jpg/1197px-Die_Gartenlaube_%281855%29_b_471.jpg?20111217012447

Die Gartenlaube (1855) Kürdlerle ilgili bu ve benzeri resimleri kürd medyasına İLK gösteren, ilk kürd internet sitesi (1998) olan, dil, tarih,edebiyat, toplum ve kültür portalı, SARA Distribution sitesi'dir: http://www.saradistribution.com Die Gartenlaube dergisinin 1855 yılına ait 36. sa...

SÜRGÜNDE ÇÜRÜYEN HAFIZA: STOCKHOLM KÜRD MÜZESİ VE ARŞİVİ-- Dünyanın En Büyük Kürd Arşivi ve Avrupa’nın İlk Kürd Sürgün M...
04/07/2025

SÜRGÜNDE ÇÜRÜYEN HAFIZA: STOCKHOLM KÜRD MÜZESİ VE ARŞİVİ
-- Dünyanın En Büyük Kürd Arşivi ve Avrupa’nın İlk Kürd Sürgün Müzesi’ne Tasfiye: Tek taraflı kontrat iptalı ve büyük bir kültürel kıyım!
İsveç’in başkenti Stockholm’de 2007 yılında kurulan Kürd Kütüphane ve Müze Vakfı’nın kurucusu olarak, ben Goran Candan ve rahmetli Alman Sosyal Demokrat Partisi Milletvekili Gerd Grüne’nin önderliğinde anlamlı bir kültürel hamle gerçekleştirdik. Bu girişim, Brüksel merkezli Uluslararası Yardımlaşma ve Dayanışma Enstitüsü IFIAS’ın da desteğiyle hayata geçirildi ve “Kürd Sürgün Müzesi” (Kurdish Exile Museum) adıyla kuruldu. Bu çalışmamız, 1987 yılında kurulan Kürd Yayınevi ve Kürd Yayın Dağıtım Şirketi SARA Distribution’un devamı olan Kürd Sürgün Müzesi ve Arşivi’nde; dünyada başka bir yerde bulunmayan 50.000’in üzerinde nadir Kürdçe kitap, gazete, dergi, yazılı belge ve tarihî Kürd kültürel objeler titizlikle sergilenmiş ve arşivlenmişti.
Ancak ne yazık ki bu kıymetli koleksiyon da mülksüzlük sorununa yenik düştü. Yeni bina sahibinin kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesi sonucu, müze 16 Ağustos 2024 tarihinde lokalinden çıkmak zorunda bırakıldı. Bugün bu paha biçilmez kültürel miras, Stockholm’ün bir depo mahzeninde çürümeye terk edilmiş durumdadır.
Bu dram, yalnızca maddi yetersizliklerin değil, aynı zamanda ciddi bir zihniyet sorununun da göstergesidir. Ne Kürd Hükümeti veya partisi ve ne de başka bir kürd kurumu, bu kültürel felaketi önemsemektedir. Oysa peygamber Mani asırlar önce şöyle demişti: “İnsan ancak ışıkla yolunu bulur; karanlıkta kalanlar, gerçeğin değil gölgenin peşinden gider.” İşte bugün, bu müzenin kaderi, karanlıkta bırakılan bir halkın belleğidir. Bu da göstermektedir ki, kendi kültürel mirasına sahip çıkmayan bir toplumun uygarlık iddiası, temelsiz bir hayalden ibarettir.

Bu büyük kültürel hazinenin yeni bir kazaya uğrayıp tamamen ve ebediyen yok olmaması için, hazinemizin şu anda bulunduğu Stock Magazine şirketine ait depoya ait aylık kira bedelinin düzenli olarak ödenmesi gerekiyor. Bu konuda, şu an kirayı tek başına karşılayan ben Goran Candan’a acilen destek ve yardım etmeniz büyük önem taşımaktadır.
İkinci adım olarak, yeterli maddi imkanları sağlayabildiğimiz takdirde, bu kültürel hazinenin daha uygun ve kalıcı bir binaya taşınması ve hemen ardından köklü, geniş kapsamlı bir dijitalleştirme sürecine başlanması planlanmaktadır.
Müze ve arşiv, ileride “dijital ikizi”nin oluşturulabilmesi amacıyla, xyz eksenlerinde üç boyutlu olarak dijital taramaya tabi tutulmuştur. Bu kapsamlı dijitalleştirme sayesinde müze yalnızca fiziksel olarak değil, aynı zamanda zaman boyutunu da kapsayan — yani geçmiş, şimdi ve geleceği içeren — 4D (xyz + h) formatında yeniden inşa edilebilecektir. Bu tür bir yeniden kurma yaklaşımı, günümüzde “Sanal Gerçeklik” (Virtual Reality – VR) olarak adlandırılan ileri dijital teknolojilerle mümkün hale gelmektedir.
Nihai hedefimiz, müzenin fiziksel varlığının yanı sıra Müze’nin Dijital İkizi’ni yaratarak böyle bir dijital hizmeti de hayata geçirmektir. Nitekim bu çalışmaların ilk adımları, her ne kadar cılız da olsa, şimdiden SARA Distribution ve Kurdish Exile Museum’un internet sitelerinde yer almaktadır. Bu içeriklere aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
Goran Candan
Stockholm Kürd Kütüphane ve Müze Vakfı
Kurdish Exile Museum
SARA Distribution

BAĞIŞLAR:
https://www.saradistribution.com/donations.htm

LİNKLER:
https://www.saradistribution.com/commontable.htm

https://www.kurdishmuseum.org

____________________________

HILWEŞÎNA BÎRA MILLETEKÎ LI DÛRIYÊ: MUZEXANE Û ARŞÎVA KURDÎ YA STOCKHOLMÊ
-- Tasfiyekirina Mezintirîn Arşîva Kurdan a Cîhanê û Yekem Muzexaneya Dûriyê ya Kurdan a li Ewrûpa’yê: Betalkirina peymana xanî ya yekalî û qirreke mezin a çandî!

Wekî damezrînerê Weqfa Pirtûkxane û Muzexaneya Kurdî, ku li sala 2007an li paytexta Swêdê li Stockholmê hate damezrandin, me di bin serokatiya min, Goran Candan, û parlamenterê Partiya Sosyal Demokrat a Almanya’yê rehmetî, Gerd Grüne, destpêşxeriyeke çandî ya watedar pêk anî. Ev serpereşî bi piştgiriya Enstîtuya Alîkarî û Hevgirtinê ya Navneteweyî ya IFIAS-ê ya li Brukselê (Institute for International Assistance and Solidarity-IFIAS) hate bicîhanîn û bi navê Muzexaneya Dûriyê ya Kurdan (Kurdish Exile Museum) hate damezrandin. Ev xebata me di Muze û Arşîva Sirgûniya Kurdan de tê meşandin, ku berdewamiya Weşanxaneya Kurdî SARA’yê û şirketa belavkirina Weşanxaneya Kurdî SARA Distribution’ê ye, ku li sala 1987an hatiye damezrandin; bêhtirî 50,000 pirtûk, rojname, kovar, belgeyên nivîskî û kelûpelên çandî yên dîrokî yên Kurdî yên guzide ku li tu deverek din a cîhanê nayên dîtin, bi baldarî hatine raxistin û arşîvkirin.

Lê mixabin, ev berhevoka hêja ji ber pirsgirêka bêmulkbûnê hilweşiya. Muze neçar ma ku li rêkefta 16ê Tebaxa 2024an ji xanî derkeve, piştî ku xwediyê avahiya nû peymana kirêkirinê bi yekalî betal kir. Îro, ev mîrateya çandî ya biqîmet di jêrzemînekê de li Stockholmê li ber rizîbûnê de ye.

Ev drama ne tenê nîşana kêmasiyên darayî ye, lê di heman demê de nîşana pirsgirêkeke cidî ya derûnî ye jî. Ne hikûmet an partîyeke Kurdî û ne jî ti sazîyeke din a Kurdî eleqeya xwe bi vê karesata çandî neda. Lêbelê, pêxember Manî bi sedsalan berê gotibû ku: "Mirov tenê dikare rêya xwe bi ronahiyê bibîne; yên ku di tariyê de dimînin li pey siyê diçin, ne li pey rastiyê." Îro, çarenûsa vê mûzeyê bîranîna gelekî ku di tariyê de hatiye hiştin e. Ev nîşan dide ku îdiaya şaristaniyê ya civakekê ku mîrata xwe ya çandî naparêze, xewneke bê bingeh e.

Ji bo ku ev xezîneya çandî ya mezin ji ber qezayeke din bi tevahî û her û her neyê wêrankirin, divê kirêya mehane ya depoya mexzenê ya şîrketa Stock Magazine, ku niha xezîneya me lê ye, bi rêkûpêkî were dayîn. Di vî warî de, pir girîng e ku hûn bi lezgînî piştgirî û alîkariya min, Goran Candan, bikin, ku niha ez bi tena serê xwe kirêya wê didim.

Wekî gaveke duyemîn, eger em bikaribin çavkaniyên darayî yên têra xwe peyda bikin, em plan dikin ku vê xezîneya çandî veguhezînin avahiyeke guncawtir û mayîndetir û dûv re tavilê pêvajoyeke dîjîtalîzekirina radîkal û berfireh bidin destpêkirin.
Ji bo ku di pêşerojê de "cêwîyekî dîjîtal" (Digital Twin) biafirînin, muze û arşîv li ser eksena xyz ji hêla skankirina dîjîtal a sê-alî (3-D) ve hat parastin. Bi saya vê dîjîtalîzasyona berfireh, muze dikare di formata 4D (xyz + h) de were ji nû ve avakirin, ku ne tenê bi fîzîkî lê di heman demê de dimensiyona demê jî - ango, rabirdû, niha û pêşeroj - vehewîne. Ev cûre rêbaza ji nû ve avakirinê îro bi saya teknolojiyên dîjîtal ên pêşketî yên bi navê "Realtiya Virtual" (VR) gengaz e.
Armanca me ya dawîn ew e ku em xizmeteke dîjîtal a wisa bi afirandina Cêwîyekî Dîjîtal ê Muzeyê, di gel hebûna fizîkî ya muzeyê, bicîh bînin. Bi rastî, gavên pêşîn ên van lêkolînan, her çend qels bin jî, li ser malperên SARA Distribution û Muzexaneya Sirgûniyê ya Kurdan jixwe hene. Hûn dikarin ji lînkên li jêr bigihêjin vê naverokê.

Goran Çandan
Weqfa Pirtûkxane û Muzexaneya Kurdî ya Stockholmê
Muzexaneya Sirgûniya Kurd
SARA Distribution

BEXŞ:
https://www.saradistribution.com/donations.htm

GIRÊDAN:
https://www.saradistribution.com/commontable.htm

https://www.kurdishmuseum.org

____________________________

A MEMORY DECAYING IN EXILE: THE STOCKHOLM KURDISH EXILE MUSEUM AND ARCHIVE
— Liquidation of the World’s Largest Kurdish Archive and Europe’s First Kurdish Exile Museum: Unilateral Contract Termination and a Major Cultural Destruction!
As the founder of the Kurdish Library and Museum Foundation, established in 2007 in Stockholm, the capital of Sweden, I — Goran Candan — along with the late Gerd Grüne, Member of the German Social Democratic Party (SPD), launched a meaningful cultural initiative. This endeavor was realized with the support of the Brussels-based Institute for International Assistance and Solidarity (IFIAS), and resulted in the foundation of the “Kurdish Exile Museum.”
This project was a continuation of the efforts initiated by the Kurdish Publishing House and the Kurdish Distribution Company, SARA Distribution, founded in 1987. Within the Kurdish Exile Museum and Archive, more than 50,000 rare Kurdish-language books, newspapers, magazines, manuscripts, and historical cultural artifacts — most of which cannot be found anywhere else in the world — were carefully exhibited and archived.
Unfortunately, this invaluable collection also fell victim to the issue of dispossession. Following the unilateral termination of the rental contract by the new building owner, the museum was forced to vacate its premises on August 16, 2024. Today, this priceless cultural heritage has been left to decay in a storage basement somewhere in Stockholm.
This tragedy is not only a result of financial constraints, but also reveals a deeper crisis of mentality. Neither the Kurdish government or its political parties, nor any other Kurdish institution, has taken this cultural catastrophe seriously. Yet centuries ago, the prophet Mani stated:
"Humans find their way only through light; those who remain in darkness chase shadows, not truth."
Today, the fate of this museum mirrors the silenced memory of a people left in darkness. And it demonstrates that a society which fails to protect its own cultural heritage cannot lay a credible claim to civilization — such a claim becomes nothing more than an empty illusion.
To prevent this great cultural treasure from suffering further damage or permanent destruction, it is vital that the monthly storage fee for the facility, currently held by the Stock Magazine Company, be paid regularly. I, Goran Candan, who am currently covering this cost alone, urgently need your support and assistance.
As a second step, if we can secure sufficient funding, we plan to move this archive to a more appropriate and permanent facility and begin an extensive, long-term digitization process without delay.
The museum and archive have already undergone a three-dimensional digital scan across the xyz axes, with the goal of one day creating a full “digital twin.” This comprehensive digitization effort will allow the museum to be reconstructed not only physically, but also across time — encompassing the past, the present, and the future — in a 4D model (xyz + h). This kind of reconstruction is made possible today through advanced technologies known as Virtual Reality (VR).
Our ultimate goal is to preserve not only the museum’s physical presence but also to create its digital twin and make this service accessible to the world. Indeed, the first small steps toward this vision can already be seen — albeit modestly — on the websites of SARA Distribution and the Kurdish Exile Museum. You can explore these efforts through the links provided below.

Goran Candan
Kurdish Library and Museum Foundation – Stockholm
Kurdish Exile Museum
SARA Distribution
________________________________________
DONATIONS:
https://www.saradistribution.com/donations.htm
LINKS:
https://www.saradistribution.com/commontable.htm
https://www.kurdishmuseum.org

3D SCAN OF THE KURDISH EXILE MUSEUM IN STOCKHOLM Today, May 31, 2024, the entire Kurdish Exile Museum in Stockholm was scanned in 3D (the xyz dimensions) so that…

ÇAĞRI | BANG | UPPROP | ACTION !!SARA Distribution !http://www.saradistribution.com/commontable.htm-- SARA Distribution ...
10/05/2025

ÇAĞRI | BANG | UPPROP | ACTION !!

SARA Distribution !

http://www.saradistribution.com/commontable.htm

-- SARA Distribution ilk kürd internet sitesinin Kürd dijital mirasını koru!
-- SARA Distribution kalmazsa işgalci, islamo-faşist türkler kazanır.
-- Zaman az kaldı. Yakında bu ilk kürd İnternet sitesi internetten ebediyen silinmek üzeredir.

https://www.saradistribution.com/donations.htm

___________________

ACTION!

– Protect the Kurdish digital heritage of the first Kurdish website with SARA Distribution !
– If SARA Distribution does not survive, the occupying, Islamo-fascist Turks will win.
– Time is running out. This first Kurdish website is about to be permanently erased from the internet.

Donate - Urgent!
https://www.saradistribution.com/donations.htm

___________________

UPPROP!

-- SARA Distribution den första kurdiska webbsajten - Skydda kurdiskt digitalt arv!
-- Om SARA Distribution försvinner, kommer de invaderande, islamofascistiska turkarna att vinna.
-- Tiden är knapp. Snart kommer denna första kurdiska webbplats att raderas från internet för alltid.

https://www.saradistribution.com/donations.htm
___________________

BANG!

-- SARA Distribution yekem malpera Kurdî ye Mîrata dîjîtal a Kurdî biparêze!
-- Eger SARA Distribution nemîne, dagirkerên Îslamo-faşîst ên tirk wê qezenc bikin.
-- Dem kêm e. Di demeke nêzîk de ev yekem malpera kurdî wê ji înternetê hetahetayê were jêbirin.

https://www.saradistribution.com/donations.htm

BOOK REVIEWS - KURDOLOGY COLLECTION BULLETINE & JOURNALS ABOUT KURDS & KURDISTAN ORIGINAL ANTIQUE 18th CENTURY ENGRAVINGS

BİR TOPLUMUN UYGARLIK ÖLÇÜSÜ: KADIN, TEMİZLİK VE KÜLTÜRDÜR-- Uygarlığın ölçütü insan haklarıdır; kadına değer, temizlik ...
16/04/2025

BİR TOPLUMUN UYGARLIK ÖLÇÜSÜ: KADIN, TEMİZLİK VE KÜLTÜRDÜR

-- Uygarlığın ölçütü insan haklarıdır; kadına değer, temizlik ve kültür de bunun göstergesidir.

Deniyor ki, bir toplumun uygarlık derecesi, o milletin kadına verdiği değerle ölçülür. Başka bir veciz söz ise, "Bir toplumun ne kadar medeni olduğunu öğrenmek istiyorsanız, tuvaletlerine ve çöplüğüne bakın" der.

Bu ifadeler, yalnızca yerinde değil, aynı zamanda son derece öğretici ve düşündürücüdür. Tamamen katılıyorum. Şimdi, bu iki özlü söz ışığında ve konu hakkında pratik deneyimi olan biri olarak, müsaadenizle ben de bir katkı sunmak istiyorum: Eğer bir toplumun uygarlık derecesini anlamak istiyorsanız, kadına verdiği değere, tuvalet kültürüne ve kamusal temizlik anlayışına baktıktan sonra, bir de o toplumun kendi kültürüne ne ölçüde sahip çıktığına bakın. Zira kadın değersizleştirilmişse, tuvalet edebi yozlaşmışsa, sokakları çöpten geçilmiyorsa, o toplum kültürden de yoksundur ve hatta "kültür" kavramına bile yabancıdır. Böyle bir toplumda doğan yeni nesillerin vay haline! Bu temel çarpıklıklar, onlara hayatı zindan edecektir.

Bu genel açıklamanın ardından dönelim kendi toplumumuza, yani kürd toplumuna. Acaba kürd toplumu, yukarıda bahsedilen bu medeniyet ölçütleri bağlamında nerede duruyor? Ne yazık ki, daha en başta belirtmeliyim ki kürd toplumu, iki temel olumsuz etki nedeniyle bu ölçütlerin neredeyse hiçbirine uymayan, ağır geri kalmış bir toplumsal tablo sergiliyor. Bu iki ana olumsuz etki, İslam ideolojisi ve işgalci-sömürgeciliktir.

İslam, kürd kültürünü şeriat anlayışıyla, vahşi bedevi çöl arabının yaşam seviyesine düşürdü. Aynı zamanda, islami kavimlerce işgal edilen ve sömürülen Kürdistan'ın kadim ileri toplumsal dokusu tahrip edildi. Oysa bugün bu kültürsüzlük girdabında debelenen kürd toplumu, aslında insanlık kültürünün temellerini atan bir halkın torunudur.

Evet, kültür dediğimiz fenomen ilk olarak neolitik devrimi gerçekleştiren, yani tarımı ve hayvan evcilleştirmeyi başlatan, düzenli yaşam kuran kürdlerin ataları tarafından yaratıldı. Bu devrim, yaklaşık 12 bin yıl önce, bugünkü Mezopotamya'nın kalbi olan tarihi Kürdistan’da gerçekleşmiştir. Arkeolojik kazılar ve bilimsel araştırmalar – örneğin Science dergisinin 14 Kasım 1997 tarihli sayısındaki makale – bu bilgileri doğrulamaktadır.

Kürdlerin ataları:
-- 12 bin yıl önce arpa, buğday, mercimek, nohut, bezelye ekti,
-- 10 bin yıl önce koyun, keçi, domuz ve ineği evcilleştirdi,
-- Tarım ve hayvancılık gibi insanlık tarihinin en erken mesleklerinin sanatını icat etti,
-- Ve bu sanatlara dair dili de ilk kez oluşturdu. Kürdçe neolitik devrim dilidir.

Bu nedenle, bu dönemde şekillenen kelimeler birçok dile – özellikle de eski yunanca’ya – geçmiştir. Örneğin “kültür”, “gen” (can), “seramik” (keramik), “müzik” (mû-zîq) gibi kelimelerin tümü neolitik kürdçe kökenlidir. Bu konuda uzman olan, hem eski kürdçe’yi hem de eski yunanca’yı iyi bilen araştırmacı Ali Karduxos’un çalışmaları bu bağı net biçimde ortaya koymaktadır.

Kısacası, kürdler yalnızca bir halk değil; aynı zamanda medeniyetin, kültürün, dilin, sanatın ve düzenli hayatın temellerini atan köklü bir millettir. Bu hakikati en iyi anlatanlardan biri Sokrates’tir. O şöyle der: "Erdemli bir toplum, bilgeliği ve hakikati temel alır; bir toplum kadına, bilgiye ve doğaya ne kadar değer veriyorsa, o kadar uygardır."

Kürd peygamber Mani ise şöyle der: "Işıkla beslenen ruhlar, karanlıkla yönetilen toplumları aydınlatmalıdır." Bu söz, hem kültürel hem ahlaki sorumluluğun, bilgeliği olan bireylerin topluma karşı taşıdığı yükümlülüğü özetler. Mani'nin felsefesi; özgürlük, eşitlik ve bilgelik temellidir ve bu anlayış islam'ın dayattığı dogmalara tamamen zıttır.

Konfüçyüs ise binlerce yıl önce şu öğüdü vermiştir: "Bir milleti ayakta tutan üç şey vardır: Ordu, ekonomi ve halkın inancı. Eğer birini feda etmen gerekirse, önce orduyu feda et; sonra ekonomiyi. Ama halkın inancını kaybedersen, o millet çöker." Bu söz, halkın ahlaki ve kültürel temelinin ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Kültür kavramının yaratıcısı olan bir toplumun bugün kültürsüz hale gelmesinin başlıca sebebi, islam ideolojisinin ve arap-islam istilasının kültürel yıkımıdır.

Bugün hala kürd toplumuna islami kavimlerin yönetim kültürünü miras alarak tahakküm kurmaya çalışan, islamcı kürd liderler bu kültürel çöküşün birinci dereceden sorumlusudurlar.

Kürdistan tuvaletleri işkencehane gibidir. Sıcak, tropikal bir iklime sahip Kürdistan'da tuvaletlerde rutin bakım ve temizlik kültürü neredeyse yok gibidir. İnsan tuvalete girdiğinde adeta burnunun direği kırılır. Tayland da tropikal bir ülkedir; ama orada tuvaletlerde hijyen seviyesi çok yüksektir.

Kürdistan’da ise "çöplük" kavramı anlamsızlaşmış, çünkü her yer çöplüğe dönüşmüştür. Örneğin Tayland’da caddeler ve sokaklar pırıl pırıldır. Yere çöp atmanın cezası 2000 Baht’tır (yaklaşık 50 dolar). Oysa Kürdistan’da bu tür bir kural bile yoktur.

Kadına verilen değer? Kürdistan’da kadının konumu çoğu yerde yalnızca bir "hizmetçi", hatta "cinsel meta" olarak görülüyor. Bu anlayış arap-islam zihniyetinden taşınmış ve kürd toplumuna da bulaşmıştır. Oysa geçmişte, örneğin neolitik çağda, kadın tanrıçaların hüküm sürdüğü ve kadının kutsal görüldüğü kürd toplumları vardı.

KÜRD DİASPORASINDA BİR KÜLTÜR MABEDİ: SAHİPSİZ KÜTÜPHANE

Yaklaşık otuz yıl önce, Avrupa’da yaşayan gönüllü aydınların ve aktivistlerin çabalarıyla İsveç'in başkenti Stockholm'de kurulan Kürd Kütüphanesi, bir halkın kültürel belleğini yaşatmak adına atılmış kıymetli bir adımdı. Ancak bu kütüphane, başta mülkiyet sorunu olmak üzere, yeterli kurumsal destek görmediği için en az iki defa taşınmak zorunda kaldı. Bugün hala kalıcı bir mekana sahip olamadan yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor. Ne acıdır ki, aynı zamanda Ortadoğu’da, özellikle Hewlêr merkezli sözümona bir Kürd Federe Devleti mevcut. Bu yapının sadece petrol gelirlerinden oluşan yıllık bütçesi milyarlarca doları bulmakta. Ancak bu devasa ekonomik kapasiteye rağmen, kültüre ayrılan kaynaklar neredeyse yok hükmündedir. Kendi halkının hafızasını yaşatmaya çalışan diasporadaki bir kütüphaneye destek olmak bir yana, böyle bir girişimi ciddiye alan bir bakış açısı dahi mevcut değil.

Bu durum, uygarlık seviyesini ölçmek için kadına verilen değer, temizlik anlayışı ve kültüre sahip çıkmak gibi temel kriterleri esas alan bakış açısına tam bir zıtlık teşkil etmektedir. Çünkü kültür, tıpkı Konfüçyüs’ün dediği gibi, “Bir toplumu inşa eden temel taştır. Kültürü olmayan millet, ne yönünü bulabilir ne de değerini koruyabilir.” Bugün petrolden alınan her dolar, aslında halkın geçmişini, arşivini, sanatını ve dilini yaşatacak projelere harcanmalıydı. Aksi halde kültürel körleşme, toplumsal çöküşün ilk işaretidir.

SÜRGÜNDE ÇÜRÜYEN HAFIZA: STOCKHOLM KÜRD MÜZESİ

2007 yılında, İsveç’in başkenti Stockholm’de, Kürd Kütüphane ve Müze Vakfı’nın kurucus ben ve Alman Sosyal Demokrat Partisi Milletvekili Gerd Grüne’nin önderliğinde anlamlı bir kültürel hamle gerçekleştirdik. Bu girişim, Brüksel merkezli Uluslararası Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu IFIAS’ın da desteğiyle hayata geçirildi ve Kürd Sürgün Müzesi (Kurdish Exile Museum) adıyla kuruldu. Müzede, 50 binin üzerinde ve dünyada başka bir yerde bulunmayan nadir kürdçe kitap, gazete, dergi, belge ve kültürel objeler titizlikle arşivlenmişti. Ancak ne yazık ki, bu kıymetli koleksiyon da mülksüzlük sorununa yenik düştü. Yeni bina sahibinin kira sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmesi sonucu, müze 16 Ağustos 2004 tarihinde kapatılmak zorunda kaldı. Şimdi bu paha biçilmez kültürel miras, Stockholm’ün bir mahzeninde çürümeye terk edilmiş durumda.

Bu dram, yalnızca maddi yetersizliklerin değil, aynı zamanda ciddi bir zihniyet sorununun da göstergesidir. Ne sözde Kürd Federe Devleti Hükümeti ne de başka bir kürd kurumu, bu kültürel felaketi önemsemekte. Oysa peygamber Mani asırlar önce şöyle demişti: “İnsan ancak ışıkla yolunu bulur; karanlıkta kalanlar, gerçeğin değil gölgenin peşinden gider.” İşte bugün, bu müzenin kaderi, karanlıkta bırakılan bir halkın belleğidir. Bu da göstermektedir ki, kadına değer vermeyen, sokağını temiz tutmayan ve kendi kültürel mirasına sahip çıkmayan bir toplumun uygarlık iddiası, temelsiz bir hayalden ibarettir.

Bugün eğer kürdler yeniden ayağa kalkmak istiyorsa, bu çöküşün nedenlerini cesurca tespit etmeli ve köklerine dönmelidir. Kültürüne, kadınlarına, doğasına, temizliğe, özgür iradeye sahip çıkmalıdır.

Medeniyet, sadece geçmişin övüncü değil, bugünün sorumluluğudur.

Goran Candan
Kurdish Exile Museum
https://kurdishmuseum.org

https://www.saradistribution.com/commontable.htm

BOOK REVIEWS - KURDOLOGY COLLECTION BULLETINE & JOURNALS ABOUT KURDS & KURDISTAN ORIGINAL ANTIQUE 18th CENTURY ENGRAVINGS

Adress

Dalag. 48
Stockholm
11324

Aviseringar

Var den första att veta och låt oss skicka ett mail när SARA Distribution postar nyheter och kampanjer. Din e-postadress kommer inte att användas för något annat ändamål, och du kan när som helst avbryta prenumerationen.

Kontakta Affären

Skicka ett meddelande till SARA Distribution:

Dela